Bibliography  Reference  Forum   Plots   Texts  Simenon  Gallery  Shopping  Film  Links

Cahiers Simenon 8, 1994

 

MAIGRET NEDEN BIRA ICER?

Georges Simenon

[translated into Turkish by Fahri Oz]

 

Bana sik sik sorulan ve pek de tatmin edici bir yanit bulamadigim soru Maigret'nin neden bira ictigidir. Ne de olsa Maigret Fransa'da az da olsa enfes beyaz sarap uretilen bir kasabada dogmustu ve genelde aperatiflerin gozde oldugu Paris'te yasadi.

Genelde bu soruya soyle karsilik vermisimdir: "Onun krem de menta likoru ya da aniset ictigini gormeyi mi isterdiniz?"

Bir yazarin kisilerini kasitli olarak belli bir sekilde birtakim zevklere sahip olarak tasarladiðini dusunmek yanlistir. Bir karakter yaratmak cogunlukla bilincdisi gerceklesen oldukca gizemli bir istir.

Daha dogrudan yanit vermek icin söyle de diyebilirdim: "Bira iciyor cünkü elinde degil. Sizin burnunuz nicin uzun? Neden cogu yemeginizin yaninda patates kizartmasi yiyorsunuz?"

Neyse, gecenlerde Liège'e gitmistim, ne yazęk ki cok kisa bir sure icin. Ancak bu kisa sure gorunurde kisaydi. Gercekten de bu ziyareti takip eden haftalar ve aylar boyunca bellegimin derinlerinde kalan binlerce ayrinti yeniden su yuzune cikti.

Ornegin, ben daha yeniyetme bir muhabirken o guzelim Gazette de Liège'in burolarinin bulundugu Rue de l'Official'i gordüu. Ve her allahin gunu devam ettigim Violet'le merkez karakolunu.

Bu yuzden Liège ziyaretinden beri üzerinde bej rengi yagmurluk olan o genc adamin uzun zaman once gectigi yollarin izini surmeye basladim.

Evet! Ogle vakitleri o cafeye ugrardim. Aksama dogru saat beste, neredeyse her gun bir arkadasimla bulusurdum. Neredeyse aklimdan silinen ama simdi fotografik bir kesinlikle gozumde canlandirabildigim, hatta kokusunu duyumsayabildigim topu topu uc yer vardi boyle ugradigim. Sanki sans eseri bira icmeye gittigim uç yer...

Bir tanesi Haute-Sauvenière'nin altindaki bir cafeydi- mudavimleriyle dolup tasan temiz, sakin bir café. Genellikle bu mudavimlerin, buzlu camli bir dolapta üzerlerinde numaralari olan bir litrelik kendilerine ait bardaklarę dururdu. Husu icinde bu ozel barklarindan biralarini yudumlarlardi.

Saat bes randevularimi oradan fazla uzak olmayan, hemen Royal Theatre'in karsi tarafinda yer alan baska bir cafeye, Café de la Bourse'ya, verirdim. Buradaki müsteriler de ayni sekilde mermer masalarda kagit ya da tavla oynardi. Café'nin sahibi sabahlari bir saat boyunca buyuk bir ozenle bira pompasini temizlerdi. Bir gun bana bu isin oneminden dem vurdu, oyle ki bu isi garsonlarina bile birakmiyordu.

Ucuncusu... Hukumet konaginin golgesinde, yoldan gecen birinin pek fark etme olanagi bulunmadigi, icinde iki uc kisiden fazla musterinin olmadigi, karanlik bir bodrum katindaydi. Bira servisi yapan kadin Rubens'in tablolarindan firlamisa benzeyen, masaniza oturup sizinle kafa ceken, esprilerinize gulen iri yapili bir sarisindi. Hepsi o kadardi ama. Biranizin keyfini cikarmanizi saglayacak ideal bir eslikciydi.

Maigret neden bira icer?

Sanirim bu uc resim sorunun yanitini veriyor. Muhtemelen bu kisa ziyaret ve meslektaslarimla Jupille'de, o bira mabetinde (Brasserie Piedbœuf) yedigim o unutulmaz aksam yemegi olmasa bu yanęt hic aklima gelmeyecekti. Bu cafede yalnizca kadim dostlarimi bir kez daha gormekle ve genc insanlari tanimakla kalmadim, ayni zamanda Belcika'nin o benzersiz kokusu gibi taze kalan taze bira kokusunu da yeniden tattim.

Georges Simenon,
Lakeville, Connecticut,
le 3 janvier 1953.


Home  Bibliography  Reference  Forum   Plots   Texts  Simenon  Gallery  Shopping  Film  Links